ANA SAYFA     HAKKIMIZDA     MÜZE     ŞEHİTLERİMİZ     DOKÜMAN ARŞİVİ     FOTOĞRAF ARŞİVİ     GEZİ     YAZARLARIMIZ     İLETİŞİM  
 
  Müze  
  1. Dünya savaşı  
  İtilaf Dev. Savaş Planları  
  Ordular  
  Savaşa Girmemiz  
  Komutanlar  
  Çanakkale Savaşı  
  Deniz Savaşları  
  Hava Savaşları  
  Kara Savaşları  
  Cephede Koşullar  
  Gaz Kullanıldı mı?  
  Savaşın Sonuçları  
  Savaşın Etkileri  
  Çanakkale ve Yahudiler  
  Şehitlerimiz  
  Gazilerimiz  
  57. Alay Tarihi  
  Asker Mektupları  
  Anzaklar  
  Arşivlerde Çanakkale  
  Çanakkale Gençlik ve Sporcular  
  Asker İmamlar  

Sitede Ara


 

Hayati Dede

Çanakkale

Üç aylık hamileymiş
Anam.
Babam Çanakkale’ye gittiğinde.
Gururla,
Sevgiyle,
Övgüyle, uğurlanırken,
Oğlumuz olursa Umut koy adını,
Kızımız olursa Yadigar demiş,
Anamın kulağına sessizce.
Hani giderde dönmezsem…

Konuşamamış anam,
Öğlece baka kalmış yiğidinin ardından.

Babam rahmetli Yiğit Ahmet’i hiç tanımadım.
Bir fotoğrafı bile yoktu.

O günler zor günlerdi.
Savaşın seferberliğin sıkıntıları,
Kurtuluş mücadelesi,
Açlık,
Yokluk,
Yoksulluk,
Kimsesizlik…
Çocukluğum hep ekmek peşinde koşmakla geçti.

Daha erkek olmadan,
Erkek olmuştum evimize.

Derken büyüdüm dükkan açtım.
Demir döverken vurduğum her çekiç,
Düşmana atılan bir mermi,
Yaptığım her tırpan,düşmana saplanan süngü,
Ve her yaptığım tencere,
Babamı düşman mermilerinden koruyan kalkan oldu düşümde.

Ama o bir daha gelmedi.
Çocukluğum babamı özlemek ve beklemekle geçmişti.
İşte gençliğimde öyle geçiyordu.

Annemin yiğidi gelmedi bir daha.
Geriye.
Vatan uğruna, nerede?
Nasıl?
Ve ne şekilde öldüğünü,
Bilemedik hiçbir zaman.

Ve nerede?
Nasıl?
Ne şekilde yattığını da,
Bilmiyoruz rahmetli babamın.

Anam bir daha hiç evlenmedi,
Ömrünü Ahmet’ini beklemeye adadı.
Ve hiç yitirmedi umudunu.

Her gün dükkana giderken,
-Akşama erken dön emi,
-Baban gelirse sofrada birlikte olalım derdi.

Ve ne zaman bir yere gitse,
Ben falan yerdeyim,
Baban gelirse beni çağırmayı unutma!
Diye tembih ederdi.
Ne zaman kapımız çalsa,
Ya koşup kendisi bakar,
Yada,
Baban mı geldi? Umudum Ahmet derdi,
Ağlardım.

Zaman geldi anam yaşlandı.
Hastalandı,
Gözü kulağı hala kapıdaydı.

Yaşlı bedeni beklemekten yorulmamıştı.
Bir akşam beni yanına çağırdı.
Baban gelirse onu hep beklediğimi söyle,
Beyim evine hoş geldin dediğimi söyle dedi.

Son nefesini verdi ancığım.
Bütün acıları,özlemleri, koca bir çınar efsanesi tarih olmuştu işte.
Anamı mezarlığın en güzel yerine defnettik.
İsteği üzerine,
Mezar taşına,
Yiğit Ahmet’in karısı yazdırdık.

Şimdi bende yaşlandım.
Hastayım.

Oğlum Ahmet’e vasiyet ediyorum.
Babam gelirse:
Hoş geldin dede de.
Babaannem seni çok beklemiş de.
Babamda çok bekledi de.
Bu dükkan senin de.

Babaannem hançer sevdiğini söylermiş.
Bu hançeri babam sana yaptı de.
Kemik sapında Umudum Ahmet yazıyor

Söyle onu beline taksın.
Ve oğlum söyle dedene sana iyi baksın.



Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiir 3582 kez okunmuştur.

 Tüm Şiirleri Görmek İçin Tıklayın


Sitede yayınlanan her türlü yazı, haber, resim, şiir, müzik ve videonun izinsiz kullanılması, yayınlanması yasaktır.

 

Tasarım & Programlama ÜÇBOYUT