ANA SAYFA     HAKKIMIZDA     MÜZE     ŞEHİTLERİMİZ     DOKÜMAN ARŞİVİ     FOTOĞRAF ARŞİVİ     GEZİ     YAZARLARIMIZ     İLETİŞİM  
 

   
  Müze  
  1. Dünya savaşı  
  İtilaf Dev. Savaş Planları  
  Ordular  
  Savaşa Girmemiz  
  Komutanlar  
  Çanakkale Savaşı  
  Deniz Savaşları  
  Hava Savaşları  
  Kara Savaşları  
  Cephede Koşullar  
  Gaz Kullanıldı mı?  
  Savaşın Sonuçları  
  Savaşın Etkileri  
  Çanakkale ve Yahudiler  
  Şehitlerimiz  
  Gazilerimiz  
  57. Alay Tarihi  
  Asker Mektupları  
  Anzaklar  
  Arşivlerde Çanakkale  
  Çanakkale Gençlik ve Sporcular  
  Asker İmamlar  

Sitede Ara


 

Dr. Lokman Erdemir

• 5. ORDU' NUN İÂŞESİNİN TEMİNİ
Çanakkale Muharebeleri sırasında askerin en önemli sorunlarından biri de, iâşe olmuştur. Gıda maddelerinin cephe gerisindeki depolara kadar nakledilip, buradan siperlere kadar ulaştırılması bir ordu için hayatî bir öneme haizdir. Dar bir alanda, her iki taraftan yarım milyona yakın insanın bulunduğu Çanakkale Cephe’sinde iâşenin temini ve en uçtaki siperlere kadar nakli ancak sistemli bir faaliyetle mümkün olabilirdi.

Ordunun iâşe ikmâli diğer, malzemeler gibi neredeyse tamamı İstanbul’dan yapılmaktaydı. 29 Mart 1915 tarihinde Başkomutanlığın 5. Ordu’ya gönderdiği genelge ile Anadolu tarafında, iâşenin güvenli bir şekilde nakli için alınması istenilen tedbirler, bu işe verilen önemi göstermektedir. Genelgeye göre, Karabiga’ya kadar deniz yolu ile yapılan iâşe nakliyatı buradan itibaren Biga’da bir iâşe ambarının kurularak deniz yolunu kullanmanın mümkün olduğu sürece Çanakkale’ye mavnalar ile naklinin yapılması esasına göre tedbirlerin alınması istenmektedir. Ayrıca bu yolun kesilmesi ihtimali de göz önünde tutarak, menzil teşkilâtından, gerekli öküz, deve ve mekkârelerin hazır tutulması istenmiştir. Deniz yolunun kapanması ihtimaline karşın Biga’daki ambarda bir kolordunun iki aylık iâşe ihtiyacının da depolanması istenmiştir.

5. Ordu mevcudunun gün geçtikçe artması yeni tedbirleri de beraberinde getirmiş, erzak depolarının sayısı artırılmıştır. 5. Menzil Komutanlığı, savaş hattının hemen gerisinde büyük erzak depolaması yapmamış; muharebe sahasının oldukça gerisinde Burgaz, Akbaş, Kilya, Gelibolu, Keşan ve Uzunköprü ile Lapseki, Pirges, Işıklar, Balcılar, Biga, Karabiga, Ezine ve Bayramiç’de birer menzil ambarı açarak birliklerin ihtiyacı olan erzakı depolatmıştı. Maydos ve güneyinde kurulan tesislerin yerleri, İngiliz ve Fransız hava kuvvetleri ile donanmanın ateşinin etkisi nedeniyle değiştirilerek Akbaş’a kaydırılmıştır. Yukarıda adı geçen ambarlardan gönderilen yiyecek maddeleriyle, Bigalı’nın kuzeyinde, Kocadere Köyü dolaylarında ve Soğanlıdere’deki birliklerin depolarında iki aylık stoğun muhafaza edilmesine çalışılmıştır. Nitekim Anafartalar ve Arıburunu’ndaki birliklerin ihtiyacı için Bigalı’nın kuzeyinde, Seddülbahir bölgesindeki birliklerin ihtiyacı için Soğanlıdere bölgesinde grup komutanlıkları erzak ambarı ve dağıtım merkezleri açmış; böylece birliklerin lojistik desteği sağlanmaya çalışılmıştır.

Bu ambarlara menzil erzak kolları ve diğer menzillerin takviyesi ile mütemadiyen bir iâşe nakli olmuştur. Karadan Uzunköprü’ye trenle; denizden gemilerle ilgili iskelelere getirilen iâşe, buralardan erzak kolları ile menzil ambarlarına naklediliyordu. Yollarda erlerin ve cephanenin nakledildiği gibi onlarca erzak kolu faaliyet göstermiştir. İkdam Gazetesi, bu hummalı faaliyeti şu şekilde anlatmaktadır: “Bugün İstanbul’dan hareket eden bir zat, mevkî-i harbin hangisine gidecek olursa olsun, güzergâhında müteaddit erzak ambarları ve bu ambarların dahilinde, sundurmalarında, civarında yığılmış erzak çuvallarının, yağ tenekeleriyle, fıçılarının âdeta birer tepe teşkil ettiğini görür. Seyahatine devam ettikçe gece gündüz yollarda kıtalara çay, ayran, ekmek veren askerî çayhanelere, erzak kafilelerine rast gelir. Arabalarla, develerle taşınan, hiçbir zaman arkası kesilmeyen erzak kafileleri kâmilen orduya gider. Bu âli himmetler sayesinde ordumuz muharebede iâşe hususunda zerre kadar sıkıntı çekmemektedir.”

Çanakkale Cephesi’nde sanıldığı gibi iâşe bakımından büyük sıkıntılar çekilmemiştir. Menzil ambarlarında en azından askerin iâşesine birkaç hafta yetebilecek kadar gıda maddesi depolanmıştır. Aşağıda bu konu ile ilgili belgelerden derlenerek verilen bilgiler de bu durumu açıkça göstermektedir.

22 Mayıs 1331’de [4 Haziran 1915] Burgaz’daki ambarda 18 ton un, 52.249 kilo bakla, 2 ton nohut, 20 ton tuz, 2 ton üzüm, 2 ton şeker, 24 ton sardalye, 511 ton arpa, 1 ton küspe, 245 kuzu, 679 oğlak ve 49 sığırın gerekirse Akbaş, Kala-i Sultânîye ve Gelibolu menzil ambarlarına gönderilmeye hazır olduğu belirtilmektedir. Aynı tarihli başka bir belgede ise 5. Ordu Menzil Müfettişliği’ne bağlı Uzunköprü - Keşan - Gelibolu hattındaki erzak kolu mevcudunun 10 olduğu ve her geçen gün de artmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca bu erzak kolları savaşın en şiddetli günlerinde hiç istirahat etmeden faaliyetlerine devam etmiştir. Bunun yanında hayvanların zayıflığı ve nakliye arabalarının piston ve benzeri yedek parçalarının olmayışının iâşe naklini ileriki günlerde sıkıntıya uğratmaması için 2. Menzil’den 5 nakliye kolunun daha 5. Menzil emrine verilmesi istenmiştir. Gerek menzil erzak, gerekse cephane kollarının faaliyetlerinde karşılaşılan en önemli sıkıntı, İngiliz ve Fransız uçaklarının bombardımanı olmuştur.

Ekim sonlarında 5. Menzil’in iâşe hizmetleri 20.500 insan, 95.100 hayvan ile yerine getirilmekteydi. 11 Ekim’de 5. Menzil’in ambarlarında bulunan erzak miktarı ise bir günlük için 3.455.241 kişi ile 579.726 hayvanı besleyecek miktarda idi. Bu, cephe mevcudunun tahmini 200.000 olduğu varsayılırsa yaklaşık 15-20 günlük iâşe miktarına denk gelmektedir.

Bununla beraber savaşın şiddetini artırdığı zamanlarda 5. Ordu’da yer yer yiyecek sıkıntısı da yaşanmıştır. 3 Temmuz 1915’te Levâzım Dairesi’ne gönderilen bir yazıda, ordunun günlük iâşe miktarının 28 Hazirandaki seviyeye düştüğü belirtilerek bu hususta gerekli önlemlerin alınması istenmiştir. Yazıda günlük 70-80 ton unun yeterli olmayacağı iâşe durumunun düzeltilebilmesi için daha fazla iâşe gönderilmesi gereği üzerinde durulmuştur.

28 Temmuz tarihli başka bir yazıdan ordunun iâşe durumunun biraz daha bozulduğu anlaşılmakla birlikte mevcut malzemelerin iki haftalık iâşe ihtiyacını karşılayabileceği ifade edilmektedir. 26 Temmuz itibari ile Akbaş Limanı’na toplam 1.259.749 kg. unun geldiği, Kuzey ve Güney gruplarının günlük un ihtiyacının 90.000 kg. olduğu göz önüne alındığında, bunun çok az olduğu, bu nedenle bazı gruplara ihtiyaten ekmek verilemediği beyan edilmektedir.

Yine bu çerçevede, 15 Eylül 1331 [28 Eylül 1915] tarihli başka bir belgede, 50.592 kilo buğday Bandırma’dan Karabiga’ya gönderilmiştir. Ertesi gün 16 Eylülde ise 9.403 kile Buğday menzil arabaları ile sevk edilmiştir. 17 Eylül 1331’de [30 Eylül 1915] hareket eden Sirkeci Vapuru ile 67.670 kile un, 5.885 kile bakliyat ile birlikte diğer ihtiyaçlar ve vapurun çektiği çektiriler ile 9.880 kile buğday, Burgaz’a sevk edilmiştir. 22/23 Eylül’de 64 Numaralı Vapur ile cepheye sevki yapılan erzak miktarı şöyledir: 62.464 kilo soğan, 1.794 kilo patlıcan, 1.040 kilo sardalya yağı; 44 numaralı vapur ile 35.916 kilo zeytin, 1.414 kilo zeytin yağı, 38.761 kilo un ve bu vapurun çektiği 13 ve 9 numaralı mavna ile 55.044 kilo maden kömürü taşınmıştır. 46 Numaralı Vapur ile 45.590 kilo peynir 1.126 kilo patlıcan, 1.260 kilo tütün, bu vapurun çektiği 536 numaralı mavna ile 34.570 kilo buğday Burgaz İskelesi’ne sevk edilmiştir. Yine Eylül ayında 40 Numaralı Vapur ile 982 çuvalda 71.700 kilo buğday Burgaz’a sevk edilmiştir.

Yukarıda belirtilen iâşe miktarı, Çanakkale’ye İstanbul’dan yapılan nakliyat hakkında yeterince bilgi vermektedir. Eylül ayı boyunca cepheye tonlarca un ve buğday gönderilmiştir. Ayrıca diğer yiyecek maddeleri de ihmal edilmemiştir.

5. Ordu’nun iâşesinin büyük bir bölümü “Tekâlif-i Harbiye” usulüyle tedârik edilmiştir. Bununla beraber ihtiyacın menzil kaynaklarından tamamen sağlanamaması hâlinde, müteahhitler kanalıyla tedârik edilmesi cihetine gidiliyordu. Yağ ve sabun gibi ihtiyaç maddeleri, yağhanelerden veya sabun imalâthanelerinden sağlanıyor; yurt dışından getirilmekte olan çay ve şeker gibi maddelerin piyasada mevcut olanlarının yüzde 15-25’ine el konulmakta; kalanı, sivil halkın ihtiyacına bırakılmaktaydı.

Bütün tedbirler neticesinde 5. Ordu et, sebze ve meyve ihtiyacı dışında, diğer iâşe maddelerinde bir sıkıntı çekmemiştir. Bu hususta bölük komutanlarına gönderilen bir emirde askerlerin beslenmesinin ihmal edilmemesi, yeşil sebzelerin bir şekilde tedârik edilerek askere verilmesi istenmiştir. Savaş boyunca Tekirdağ, Gelibolu ve Karabiga’da bulunan un fabrikaları devamlı çalışmış, ordunun un ihtiyacını karşılamıştır.
İâşe ana sevk yolunun Marmara Denizi’nden olması, ikmâlin yapılamadığı hallerde sıkıntılara sebep olmuştur. Böyle durumlarda yiyecek stoklarının gerekenden fazla olmaması açlığı korkulan bir unsur hâline getirmekteydi. Bu nedenle bazı zamanlarda askere verilen yemeğin miktarı ve tayınlarında muhtemel bir sıkıntıya karşı azaltılma yoluna gidildiği de olmuştur.

Bununla beraber, ordunun iâşesinin cepheye naklinde çekilen sıkıntılar, bu malzemenin yemek yapılıp cephe içine kadar naklindeki sıkıntıya nazaran daha azdı. Asıl sıkıntı, siperlerdeki askerin karınlarının tam zamanında ve taze yemekler ile doyurulamasında yaşanmıştır. Erlere yemek yapılması için taburlarda kurulan mutfaklar, çıkardığı duman nedeni ile donanma gemilerine hedef olmasından dolayı ileri hatlardan oldukça geriye kurulmuştu. Bu ise pişirilen yemeklerin siperlere gidene kadar soğuması, çoğu zaman bir kısmının da yolda dökülmesine neden oluyordu. Bu mutfaklarda pişirilen yemekler bakraçlarla ya da tahta sandıklar içine konan gaz tenekeleriyle çoğu zaman merkepler sırtında askere taşınmış, bir gazinin ifadesi ile “asker hiçbir zaman aç bırakılmamıştır”.

Türk Ordusu’ndaki iâşe düzeni, savaş ve Osmanlı Devleti’nin, içinde bulunduğu şartlar da düşünüldüğünde genel olarak mükemmel olmasa da orduyu açlık sıkıntısı ile karşı karşıya bırakmamış, günün şartlarında yeterli bir iâşe akışını sağlamıştır. Bu durumu Karargâh-ı Umûmi İstihbarat Şubesi’nin gazetelere neşredilmesi için verdiği şu belge açıkça göstermektedir:

“... Türkiye’de vaktiyle âdeta meçhul olan Levâzımât-ı Umûmiye Teşkilâtı o kadar mazhar-ı tekâmül olmuştur ki bugün model ittihâzına sezâdır. Balkan Muharebesi esnâsında Türklerin fi’l-hakika askerleri yok değildi. Fakat askere ekmek verilmiyor ve cephaneleri noksan kalıyor idi. Bugün ise Çanakkale’deki askerin hiçbir eksiği yoktur. Ekmek askerin bulunduğu mahalde pişiyor. Un pek ziyade çoktur. Şibh-i cezîrenin pek çok noktalarında matbahlar te’sis ve bu suretle askere muntazaman sıcak yemek verilmesi te’min edilmişdir. Birinci hat siperlerinde bulunan efrâda kahve bile veriliyor…”

Bütün bu belge ve bilgilerden de anlaşılacağı üzere, Çanakkale’de Türk Ordusu’nun diğer cephelere nazaran ikmâl imkânları fazladır. İstanbul’un yakınlığı, halkın ve askerin zafere inancı ile özellikle geçmiş tecrübelerden de ders alınmış olması, düzenli bir ikmal faaliyetini sağlamıştır. Cephede iâşe konusunda baş gösteren sıkıntılar genel olarak pişirilen yemeklerin zamanında siperlere ulaştırılamaması, soğuk olmaları ile malzemenin çeşidinin azlığı ve kalitesi konusunda olmuştur.

Dr. Lokman Erdemir, Çanakkale Savaşı Siyasi Askeri ve Sosyal Yönleri, Gökkubbe Yayınları İstanbul 2009, s. 239-244.

Tarih::[ 14.04.2011 ]

Bu yazı 3917 kez okunmuştur.
 Tüm Yazıları Görmek İçin Tıklayın

Yazarın Diğer Yazıları
    5. ORDU' NUN İÂŞESİNİN TEMİNİ

Sitede yayınlanan her tür yazı haber, resim, doküman ve videolarınn izinsiz kullanılması yasaktır.