ANA SAYFA     HAKKIMIZDA     MÜZE     ŞEHİTLERİMİZ     DOKÜMAN ARŞİVİ     FOTOĞRAF ARŞİVİ     GEZİ     YAZARLARIMIZ     İLETİŞİM  
 

   
  Müze  
  1. Dünya savaşı  
  İtilaf Dev. Savaş Planları  
  Ordular  
  Savaşa Girmemiz  
  Komutanlar  
  Çanakkale Savaşı  
  Deniz Savaşları  
  Hava Savaşları  
  Kara Savaşları  
  Cephede Koşullar  
  Gaz Kullanıldı mı?  
  Savaşın Sonuçları  
  Savaşın Etkileri  
  Çanakkale ve Yahudiler  
  Şehitlerimiz  
  Gazilerimiz  
  57. Alay Tarihi  
  Asker Mektupları  
  Anzaklar  
  Arşivlerde Çanakkale  
  Çanakkale Gençlik ve Sporcular  
  Asker İmamlar  

Sitede Ara


 

Gazilerimiz

« Geri   

Adı MEHMET YAVAŞ Baba Adı  
Lakap YAVAŞ  Doğum Yılı 1308 
İl ÇANAKKALE  İlçe ÇAN 
Bucak   Köy GÖLE 
Askerlik Şubesi   Savaş Birinci Dünya Savaşı 
Cephe Çanakkale Cephesi  Birlik Kuvvet  
Birlik Ordu   Kolordu  
Alay   Tabur  
Bölük   Sınıfı  
Fırka   Rütbe  
Ölüm Yeri   Ölüm Tarihi  /  / 1981 
Resmi Büyütmek için tıklayın...

Mehmet Yavaş

Açıklama

Mehmet Yavaş / Çan-Göle Köyü
16 yılda geldim köyüme. Yetim Mehmet derler bana. 1891 (1308)'liyim. 89 yaşına vardım. Balkan'a, Rus'a gittim. Çanakkale'de çarpıştım.
Tekirdağdan Bulgar'a karşı gidiyoruz. Çıktık yola...Kış günü. Sürgün olmuşum, hastayım, 19 yaşındayım... Bacaklarım da kısa... Mecalim yok...Çantamı onbaşı aldı. Silahımı çavuş aldı...

Gidiyoruz...Hayrabolu'dan, Lüleburgaz'a vardık. Gece orada yattık. Kasabadaki insablardan kimse yok ortalarda...Kaçmışlar Bulgar'dan.Askerin biri dikilmiş bir dükkana öteberi satıyor, dükkancı gibi. Bir okka leblebi aldım. Sürgünüm ya...İyi gelir diye...
Bizim bir yüzbaşı vardı...Çok gözü açık bir adamdı...Kimseyi aç bırakmadı. Bizi yola çıkarır, kendisi atıyla hızlı gidip öndeki köylerde ekmek yaptırır, yolların kenarlarına koydururdu. Dağıtırlardı bize ekmekleri sonra....Biga, Bayramiç taburlarına bile çok ekmek verdik biz.
Akşamdan Bulgar'ın evinin önüne siper yaptık. Sabah aydınlanıver,ince harbe kapıştık. Ha bakalım...Ha bakalım...Harp,harp,harp!..
Bizim köyden bir Molla Mustafa vardı. O da bizim yanımızda imamlık yapardı. Bir kara çalının arkasına siper yapmış. Ben ondan körpeyim ama aklım ondan fazlaymış. "Molla" dedim.
-Çalı tutmaz kurşunu, alnı kabağına yersin. Çalının kökünün dibine yat. Molla yatıp öyle ateş ettiydi.
Akşama kadar ateş devam etti o gün. İmdat gelmedi. Bozulduk geri çekildik., İstanbul yakınına vardık. Çatalca'da Bulgarla anlaşma yapıldı.
Biz de teskere alıp geri geldik.
Seferberlik geldi. Kapalı kağıtlar açıldı. Çanakkale Taburuna gittik biz de.Seddülbahir'de 6 ay siper kazdık. Soğandere'de de kazdık siper.
Sabaha karşı bir vapur geldi Seddülbahir önüne. Demir attı. Ortalık aydınlanırken geminin etrafı fırdolayı kayık. Manga kolunda kayıklar bizim siperlere doğru geliyorlar. 1500'e gelince, tüfeklerin mesafesine girince , bir ateşe başladık. Öğleye kadar kayık kırdık orada. Ne kayığı bitti, ne askeri bitti kafirin...
Denizin üzeri hep gemiydi. Gavurun zırhlısı çoktu. İngiliz zırhlılarından atılan mermiler üzerimizden geçip gerilerimize düşüyor. Bize imdat gelmesin diye. Sonra eşek adalarına doğru gittiler. Bir ateş açtılar üzerimize , 26. Alay'ı toprağa gömüverdiler. Biz 25 kişi bir sıçanyolu bulup çıktık...Bir de baktık Seddülbahir önlerindeyiz. Gökyüzünde bir mermi patlıyor... Lapır lapır dolu gibi kurşun yağıyor üzerimize.
Bir binbaşı bizi orda bir derenin içine götürdü.
"Arkadaşlar vatan elden gidiyor, namus gidiyor, ırz gidiyor,"diye konuştu. Binbaşıyla 26 kişi olmuştuk.
Soğandere'de hücuma kalktık. Denizden gavurun makinalı tüfek ateşi geliyordu. Biz ateş ediyoruz. Gavur da askerini kılıçla döve döve üzerimize yürütüyor. Ama askeri yürümüyor gavurun. Kılıç ağarı ağarıveriyor.
Yatsı namazı vaktine kadar ateş yaptık. Sonra 25. Alay imdadımıza yetişti.
Soğandere'de belimden ve bacağımdan yaralandım. Kurşunla yaralandım. Belimde kurşun hala duruyor.
"Çanakkale içinde bir dolu sandık
Alayların içinde dört asker kaldık
Çanakkale içinde bir top kestane
Kalan gazilere çalı dibi hastane."
Çalı dibinde doktor yaralarımı sardı, sipere geldim gene.
Bu akşam Soğandere'ye asker gelir...Sabaha kadar erirdi. İngiliz söktüremedi...Baktı baktı, gavur bir kolayını bulamadı, çekti gitti.
Ben hiç "babam" diyen duymadım. Herkes "anacım" diye inliyordu.
Gavur kaçtıktan sonra, İngiliz'in bıraktığı çuvallardan. Dereobalı Ali Çavuş, Hasan Onbaşı 3 okka üzüm almışlar. Yağmur yağıyor. Çantaları koyduk kıçımızın altına, avuç avuç üzüm yedik.
Gavur kaçtıktan sonra bir kısmımız Mekke tarafına gitti. Bizim alayı gündoğuya çevirdiler. Rus'a gittik.
Ruslarla ve Ermenilerle harp ettik.
Cephelerden geldim. Bir de baktım, çeteler be Çanakkaledeyken karımı kaçırmışlar. Düşmanın topundan, tüfeğinden korkup kaçanlar, buralarda çete olup benim karıyı kaçırmışlar.
İlk karının adı Medine idi. Sonradan Ayşe'yi aldım. Ayşe'den 6 çocuk oldu. Ne maaş alıyorum, ne de madalyam var. Yok bir şey.
Cenk için dolaştık dünyayı şöyle bir çevirdik. Hamdolsun.

Cahit Önder Arşivinden Alınmıştır

 

Sitede yayınlanan her tür yazı haber, resim, doküman ve videolarınn izinsiz kullanılması yasaktır.