ANA SAYFA     HAKKIMIZDA     MÜZE     ŞEHİTLERİMİZ     DOKÜMAN ARŞİVİ     FOTOĞRAF ARŞİVİ     GEZİ     YAZARLARIMIZ     İLETİŞİM  
 
  Müze  
  1. Dünya savaşı  
  İtilaf Dev. Savaş Planları  
  Ordular  
  Savaşa Girmemiz  
  Komutanlar  
  Çanakkale Savaşı  
  Deniz Savaşları  
  Hava Savaşları  
  Kara Savaşları  
  Cephede Koşullar  
  Gaz Kullanıldı mı?  
  Savaşın Sonuçları  
  Savaşın Etkileri  
  Çanakkale ve Yahudiler  
  Şehitlerimiz  
  Gazilerimiz  
  57. Alay Tarihi  
  Asker Mektupları  
  Anzaklar  
  Arşivlerde Çanakkale  
  Çanakkale Gençlik ve Sporcular  
  Asker İmamlar  

Sitede Ara


 

Gaz Kullanıldı mı?(yeni)

« Geri   

    Gazın Kullanıldığını İdda eden Yazışmalar     Kimyasal Gazın Kullanılmadığı
 

• Gazın Kullanıldığını İdda eden Yazışmalar

   Paylas


Siperde pek ziyade merak ve itinaları malûm olan İngilizler, her hâlde bomba atmakta Türk'ün pazu ve bilek kuvvetine de rekabet edememişti.” Her iki tarafın siperleri yakınında patlatılan mayınların açtığı pek büyük çukurlara da sık tesadüf ediliyordu. Bu ateş sahasının ve siperlerimizin çoğunluğunda koyu paslı sarı, yeşilimsi(kimyasal gazlar) geniş lekelere tesadüf olunuyor. Bunlar düşmanın attığı boğucu gazlı mermilerden meydana gelmiştir. Siper hatlarının gözümle görebildiğim uzun sürede hep aynı lekeler var. Bu boğucu gazlar ihtimal ki havanın cereyanından ziyade lekesinden pek çok insan boğulmamış ise de her hâlde kusarak bayıldıkları olmuştur. İngilizleri medenî harpten uzaklaştıran bu kimyasal gazı kullanmaları belki yaradılış tâbiiyetlerinden belki de acizlik neticesidir, İngiliz siperlerinde bu gaz lekelerine hiç tesadüf edilmemesi, bizim medenî bir harp yaptığımızı ispat eder.” Siperlerimizin sağında, solunda, ortasında, içinde düşmanın deniz ve kara toplarının 38 cm'lik den en küçük çaplarına kadar yağdırdığı mermilerin açtığı sayısız küçük büyük çukurlar... İngiliz siperleri üzerinde de mermilerimizin oyduğu binlerce çukurlar...

İngiliz siperlerinin içerisine girdik. Düşman, siperlerini arazinin engellerine ve şekline uygun olarak tesis etmiş. Gurup, gurup açtıkları siperlerde kazma ve kürekten ziyade kum torbalarından istifade edilmiş. Bu yüz binlerce kum torbaları siper tesisinde büyük bir hız ve kolaylık temin eder. Siperlerin içerisinde toprak kenarlarının geometrik düzgünlüğünden, kullandıkları kazma ve küreklerin keskin oldukları anlaşılıyor. Birer metre koltuk siperleriyle ileriye doğru çıkıntılı teşkil eden siper cepheleri birer manga alacak kadar uzun. Siperler deki derinlik bir İngiliz boyundan epey büyük. Ateş edileceği vakit askerin, yarısının dayanak mevziine yetişmesi için siper ateş cephesinin kaidesinde birer set mevcut. Ateş ederken yaslandıkları duvarda el uzanacak mesafede sıra ile oyulmuş, tahminen yüz elli fişek konulabilecek büyüklükte oyuk raflar var. Cephe duvarının mukabil duvar kaidesine yakın ihtiyat cephanesi kısmında, duruma mahsus dikdörtgen ve genişçe oyuklar, bunun üzerinde de konserve kutuları, yiyecek kapları koymak için yine uzun oyuklar bulunuyor. Ara siperleri köşelerinde 8–9 kişinin sığacağı inler açılmış ki, bunlar topçu ateşine karşı korunacak yerler olacak. Gizli yollar ancak bir adam geçebilecek genişliktedir. Her neferin ateş esnasında başını emniyet altında bulundurmak için kum torbaları arasına mazgallı çelik levhalar geçirmişler. Bazı mevzilerin önlerinde tel örgü engeli mevcut. İngilizlerin siper tertibatında her hâlde epeyce mükemmellik görülüyor. Siperleri içerisinden bizim siperler istikametinde patlatılmış ve henüz oyulmağa başlanarak terk edilmiş bir çok mayın ağızlarına tesadüf olunuyor. Bu toprak kütlelerinin içinde çöküntüye mani olmak için biri diğerine sıkışıp irtibat edecek tarzda hazırlanmış kalınca ve bir metre uzunluğunda tahtalar kullanmışlar.

Bu kütlelerden bazıları bizim siper hatlarına doğru gidip siperlerimize bir kaç metre mesafede küçük bir delikte son buluyor. Bir kişi serbest hareket edecek genişlikte olan bu deliğin içinden siperlerimiz içine bomba atarlarmış. İngilizler işte bu suretle siper hatlarından hedeflerine ulaştıramadıkları bombaları siperlerimiz içerisine düşürmek çaresini bulmuşlar. Nihayet, aceleyle bırakıp kaçtıkları bu siperler, özetle mükemmel ve yeni yöntemle alet ve araç istihkâmıyla ne yapabilmesi mümkünse pek büyük gayret ve faaliyetle yapmışlar. Nihayet acele ve telâşla bırakıp kaçtıkları bu siperler maksatlarının ayakları altında ezilmiştir. Gerek siperlerin içinde ve gerek ateş hattına doğru fırlatılmış milyonlarca et, sebze, süt, reçel, muhtelif boyutlarda yuvarlak, dikdörtgen, kare, renkli, renksiz boş teneke kutuları her halde işini bilen bir bezirgânın tamahını çeker. Her adımda fırlamış süngülere, parçalanmış tüfeklere, elbise parçalarına, çürümüş kunduralara, kanlara bulanmış miğferlere, mataralara tesadüf ediyorduk. Sonra insanın tüylerinin diplerini donduran feci ve pek feci sahneler... Çürümüş el, kol, bacak parçaları, etleri düşmüş İngiliz kafaları, kurumuş kunduralar içinden uzanan bacak etleri, kan lekeleri, gömülmeye vakit bulamadıkları naaşlar. Üzerlerine pek az toprak attıkları cesetlerin yağan yağmurların tesiriyle kolları bacakları meydana çıkmış zavallı ve zavallı İngilizler... Bir taraftan amele kollarımız bu cesetleri gömmekle diğer taraftan nakliye kollarımız tahribat kuvvetlerinin çıkardıkları yığın yığın ganimetleri taşımakla meşgul idiler. Meydanda bırakılan eşyadan, yiyeceklerden başka birçok yerde gömülmüş cephane, bomba sandıklarına, malzemeye, konservelere tesadüf ediliyor.

Biz bu Kayacık Ağılı Sırtı'nı dolaşırken Arıburnu istikametinden düşmanın iki direkli, iki bacalı bir kruvazörü Anafartalar sahili açıklarına doğru gitti. Uzun müddet durarak, bu terkedilmiş sahayı gözetledi. İhtimal ki açıklardan, Anafartalar'da yatan binlerce İngiliz ölülerini kutsuyordu. İhtimal ki, götüremedikleri şeylere hiç olmazsa uzaklardan son bir defa olsun bakıyorlardı.
Akşam oldu. Bu günün dolaşmasına bizde son vermeye mecbur olduk. Geldiğimiz yola döndük. Siperlerimiz üzerinden atlaya atlaya geçtik. Yetiştiğimiz bir meydanda ayaklarına geçirdikleri yeni İngiliz kunduralarının verdiği neşe ile dolaşan askerlere, güzel İngiliz çadırlarının kurulmasını talim eden bölüklere tesadüf ettik.
Bu büyük çadırlar biri diğerine bizim çadırlar gibi bağlanırsa da, bunlarda düğme ve ilik yerine yalnız delikler var. Bu delikler birbirinin üzerine getirilerek bağlanıyor. Dönüşte de yollarda yine pek çok ganimet taşıyan mekkâre kollarına rast geldik. Terkedilmiş mıntıkalar, artık sıra ile her gün dolaşılacaktır.

Milli Ajans ve Tanin
Gazetesi Muhabiri
Cemil Hakkı


Bu Yazı 14487 kere okunmuştur.


Sayfalar  12 3 4
 

Resmi Büyütmek için tıklayın...

Gazdan zehirlenen askerlerimize müdahale ediliyor

Resmi Büyütmek için tıklayın...

Osmanlı Ordusunca Kullanılmış Alman Malı Gaz Maskesi ( canakkalemuzesi.com arşivinden)

 
 

Sitede yayınlanan her türlü yazı, haber, resim, şiir, müzik ve videonun izinsiz kullanılması, yayınlanması yasaktır.

 

Tasarım & Programlama ÜÇBOYUT