ANA SAYFA     HAKKIMIZDA     MÜZE     ŞEHİTLERİMİZ     DOKÜMAN ARŞİVİ     FOTOĞRAF ARŞİVİ     GEZİ     YAZARLARIMIZ     İLETİŞİM  
 

   
  Müze  
  1. Dünya savaşı  
  İtilaf Dev. Savaş Planları  
  Ordular  
  Savaşa Girmemiz  
  Komutanlar  
  Çanakkale Savaşı  
  Deniz Savaşları  
  Hava Savaşları  
  Kara Savaşları  
  Cephede Koşullar  
  Gaz Kullanıldı mı?  
  Savaşın Sonuçları  
  Savaşın Etkileri  
  Çanakkale ve Yahudiler  
  Şehitlerimiz  
  Gazilerimiz  
  57. Alay Tarihi  
  Asker Mektupları  
  Anzaklar  
  Arşivlerde Çanakkale  
  Çanakkale Gençlik ve Sporcular  
  Asker İmamlar  

Sitede Ara


 

Komutanlar

« Geri   

    Ali Fuad CEBESOY     Cemal Paşa
    Cevat Paşa (Çobanlı)     Enver Paşa
    Esat Paşa     Limon Von SANDERS
    Musa Kazım KARABEKİR     Mustafa Fevzi Çakmak
    Mustafa Kemal ATATÜRK
Ali Fuad CEBESOY
    Ali Fuad Cebesoy (1882 - 1968 ) Ailesi Ve Öğrenim Hayatı
    Birinci Dünya Savaşi Başlarinda Ali Fuad Cebesoy
    Ali Fuad Cebesoy Birinci Dünya Savaşi'nda
    Çanakkale Cephesin'deki Faaliyetleri
    1915 Sonrasi Askeri Ve Siyasi Faaliyetleri

• 1915 Sonrasi Askeri Ve Siyasi Faaliyetleri



Çanakkale Cephesi'nin açılmasıyla büyük ölçüde Çanakkale'ye bağlanan Türk kuvvetleri Çanakkale'de kazanılan zaferin ardından ülkenin diğer bölgelerine sevk edildi. Çanakkale'den çekilen İngilizlerin Mısır'da taarruza başlayacağını öğrenen Başkumandanlık Vekaleti II. Kanal Seferi için Yarbay Ali Fuad, 13 Şubat 1916'da XIV. K. 'lığında görevlendirildi. I. Kanal Seferine erleri Suriyeli olan 25. Tüm. ile katılan Yarbay Ali Fuad, II. Kanal Seferine erlerinin tamamı Türk olan XIV. Tüm. ile katıldı. Bu görevi sırasında Suriye daha sonra Diyarbakır üzerinden Çapakçur Mıntıkası'nda meydana gelen savaşlara katıldı. Ayrıca XIV. Tüm., II. Ordu III. Kolordu kuruluşuna bağlandı. 30 Eylül 1916'da Bitlis çevresinde bağımsız olarak görev yapan XVI. Kolorduya bağlı V. Tümen Kumandanlığı'na atanan Yarbay Ali Fuad, Ocak 1917'de Ordu Kurmay Başkanlığı'na daha sonra da 30 Mayıs 1917 de III. Tümen Komutanlığı 'na tayin edildi. Daha sonra Sina-Filistin Cephesi'ne tayin edildiğinden Kafkas Cephesi'nden ayrıldı. Yarbay Ali Fuad, Filistin cephesinde Yıldırım Orduları Kumandanlığı kurulmasından sonra 29 Haziran 1917 de XX. Kolordu Komutanlığı' na atandı. Bu görevi sırasında Filistin de taarruza geçen İngilizlere karşı yaptığı başarılı hareketler neticesinde 21 Aralık 1917 de Mirliva rütbesini aldı. Filistin Cephesi'nde 19 Eylül 1918'den itibaren başlayan muharebelerden sonra Türk Orduları Halep'in kuzeyine çekildi. Nihayet 30 Ekim 1918 yılında ateşkesin imzalanmasıyla birlikte İstanbul'a çağrılan Liman Von Sanders'in yerine Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı 'na Mustafa Kemal Paşa getirilerek VII. Ordu Kumandanlığı vekaletine ise XX. Kolordu Kumandanlığı uhdesinde kalmak üzere Ali Fuad paşa getirildi. 25 Şubat 1919'da II. ve VII. Ordular dağıtılarak Yıldırım Gurubu Kumandanlığı adını alan makama bağlandı. Ali Fuad Paşa'da XX. Kolordu Kumandanlığı 'na atanarak; Konya'ya gitti. Fakat daha sonra karargahıyla birlikte 13 Mayıs 1919'da Ankara'ya gelen Ali Fuad Paşa, 21-22 Haziran'da Amasya Genelgesini imzaladı. İstanbul Hükümeti tarafından 26 Ağustos 1919 da azledilen Ali Fuad Paşa görevini bırakmayarak, 9 Eylül 1919'da Sivas Kongresi kararları doğrultusunda Garb-i Anadolu Umum Kuvay-ı Milliye Kumandanlığı' na atandı. Bu olaydan sonra İstanbul Hükümeti tarafından merkeze çağrılan Ali Fuad Paşa, 29 Ekim 1919'da Ankara Merkez Hastanesi'nden aldığı raporla istirahate ihtiyacı olduğu ve Ankara'da kalmasının gerekli olduğunu belirtti.

Bu askerî görevlerin ardından siyasetle de uğraşan Ali Fuad Paşa, BMM I. Dönemi için yapılan seçimlerde Ankara Millet Vekili seçildi. Divân-ı Harp tarafından 11 Mayıs 1920'de idama mahkum edilen Ali Fuad Paşa daha önce 25 Haziran 1919'da Ordu Komutanı sıfatıyla Garp Cephesi Komutanlığı 'nda görevlendirilmişti. Aynı zamanda bu dönemde siyasi sıfatını da taşımaktaydı. Garp cephesinde Yunanlılara karşı girişimlerde bulunan Ali Fuad Paşa, 9 Kasım 1920 tarihinde Moskova Büyük Elçiliği 'ne atandı. Moskova Büyük Elçiliği'nin Ruslar tarafından basılmasından sonra gelişen olaylarla Moskova'dan hareket eden Ali Fuad Paşa, 2 Haziran 1922 tarihinde Ankara'ya geldi. Ankara'ya geldikten sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığı , TBMM II. Başkanlığı ve geçici başkan seçilerek TBMM'nin II. Dönemi'nde yine Ankara Milletvekili olarak meclise girdi. Ali Fuad Paşa, 13 Ağustos 1923'de Ferik rütbesine yükseltildi. 21 Ekim 1923'de II. Ordu Müfettişliğ i'ne atanan Ali Fuad Paşa aynı zamanda milletvekili olduğu için 31 Ekim 1924 de müfettişlikten istifa ederek tekrar meclise döndü. Bununla beraber TPCF'nin kurucuları arasında yer alan Ali Fuad Paşa, bu partinin Umum-i Kâtibi olarak görev aldı. İzmir suikasti ile ilgisi olduğu sanılan Ali Fuad Paşa, İstiklal Mahkemesi'nde yargılanarak 15 Temmuz 1926'da tahliye edilince meclise döndü. Ne yazık ki Kasım 1927'de ordudan açığa alınarak 5 Aralık 1927'de emekliğe ayrıldı. Bununla beraber 5. , 6. ve 8. Dönemlerde Konya'dan bağımsız Millet Vekili; 9. Dönem'de Eskişehir 10. ve 11. Dönemler'de İstanbul Millet Vekili olarak TBMM'ne girdi. Bu arada Nâfia Vekili olarak 3 Nisan 1939 - 8 Mart 1943 yılları arasında görev alarak; 7 Ağustos 1943 - 9 Mart 1946 döneminde Münakalât Vekili (Ulaştırma Bakanı) ve 30 Ocak 1948 - 1 Kasım 1948 döneminde TBMM Başkanı olarak görev yaptı. Ayrıca 14 Nisan 1959 tarihinde Atlantik Kongresine katılmak üzere Fransa'ya giden Ali Fuad Cebesoy, Meclis'in kapatılmasıyla aktif siyasî hayattan çekildi. Ali Fuad Cebesoy, - 85 yaşında iken - 10 Ocak 1968'de İstanbul'da vefat etti.

Türk Milleti'nin adeta bir destan yazdığı ve Avrupa'nın sömürgeci uygarlığına karşı üstün başarılar kazandığı Gelibolu Yarımadası'ndaki çarpışmalar, 1915 yılının Ekim ayında hemen hemen durdurulmuştur. İtilaf Kuvvetleri 6 Aralik'ta Anafartalar, Seddülbâhir ve Arıburnu Cepheleri'ni boşaltarak Çanakkale Savaşları'nın bitirilmesine karar verdiler. Türk Ordusu Çanakkale'de 6 ay süreyle yarım milyona varan bir kuvvete karşı koyarak müttefiklerine önemli bir yardımda bulunduğu gibi Birinci Dünya Savaşı'nın kaderini değiştirmiş ve Rus Çarlığı'nın çökmesine neden olmuştur. Karma bir yönetim ve çok az bir cephaneyle yürütülen savaşlar sonunda Türk Ordusu 55.000 şehit, 100.000 yaralı, 10.000 kayıp ve 25.000'i hastalıktan ölmek üzere 190.000 kişi yitirdi. İtilaf Devletleri'nin kayıplarıysa 13.000 ölü, 72.000 yaralı ve 30.000 kayıp olmak üzere 145.000'İtilaf Devletleri bulmuştur.

Çanakkale Savaşları'nın devam ettiği dönemde İtilaf Devletleri, Rusya'nın baskısıyla yaptıkları anlaşma sonucu; Boğazlar ve İstanbul'u bu ülkeye vaat etmeleri İtalya'yı yeniden İtilaf Devletleri'nin yanına çekmişti. Fakat İtilaf Devletleri'nin Çanakkale'de kara ve deniz savaşlarındaki yenilgisi, Bulgaristan'ı Müttefikler'in arasında yer almaya itti. Böylece Almanya ile Osmanlı Devleti arasında bir köprü kurulmuş oldu. Türk Ordusu'nun Çanakkale Savaşları'ndaki üstün başarıları savaşın üç yıl daha uzamasına Rusya'nın İtilaf Devletleri ile ilişki kuramamasına ve Rusya'da 1917 yılında Bolşevik İhtilali'nin patlamasına yol açtı. 3 Mart 1918'de savaştan çekilen Sovyetler, Doğu Anadolu'da işgal altında tuttukları yerlerden çekildikleri gibi Berlin Anlaşması (1878) ile ele geçirdikleri Kars, Ardahan ve Batum'u da Türkiye'ye geri verdi. Böylece Türkiye ile SSCB arasında Kurtuluş Savaşı yıllarında daha da gelişecek olan ilişkilerin temelleri atılmış oldu.

Sınırlarını meridyen hesabıyla yapan Avrupa'nın en güçlü sömürgeci ülkeleri İngiltere ve Fransa'nın öncülüğünde, İstanbul'u ve Boğazları ele geçirmek amacıyla açılan Çanakkale Cephesi'ndeki savaşlar Türk Ordusu'nun ve Türk Milleti'nin üstün başarılarıyla zaferle sonuçlanmıştır. Böylece Çanakkale Savaşları'ndan beklemedikleri bir mağlûbiyet alan İtilaf Devletleri'nin yenilmezlik unvanına Türk Milleti son vermiştir. Tabiki bu savaşların kazanılmasında kadın, erkek, çocuk, her neferiyle bütün Türk Milleti'nin ve tabiki Türk Ordusu'nun vatan sevgisine borçlu olduğumuz da bir gerçektir. Ayrıca Çanakkale Savaşları'nın kazanılmasında Türk Milletini bir bütün yapan ve savaşın kazanılacağından hiç şüphe duymadan cephelerde savaşan komutanlarımızı da unutmamak gerekir. Bu çalışmamda Balkan Savaşlarında, Birinci Dünya Savaşı'nda ve Milli Mücadelemizde görevler alan Kâzım Karabekir, Fevzi Çakmak ve Ali Fuad Cebesoy'un faaliyetlerinden bahsettik. Çanakkale Savaşları'nın kazanılmasında önemli görevler alan adı geçen komutanlar kendilerine verilen görevleri üstün başarılarla yerine getirmişlerdir. Sonuç olarak Çanakkale Cephesinde ve Milli Mücadelemiz sırasında ölüm-kalım mücadelesi vererek çarpışan Türk Milletinin her ferdine , Türk Ordusunun her komutanına şükranlarımızı sunuyor ve bir kez daha yad ediyoruz.

Bu Yazı 31743 kere okunmuştur.



Sayfalar 1
 

 
 

Sitede yayınlanan her tür yazı haber, resim, doküman ve videolarınn izinsiz kullanılması yasaktır.